+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Deyimler Bölümünden Dil ile ilgili deyimler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. gökçe34
    Özel Üye


    Dil ile ilgili deyimler





    Dil ile ilgili deyimler Forum Alev
    Dili düşmek;
    Bir kimse hakkında çok konuşmak, gereğinden fazla konuşmak.
    Dili uzamak
    Kimseyi yargılamadan salt laf olsun diye konuşmak.










  2. Ziyaretçi





    Sağol kardeşim









  3. Ensar
    Özel Üye
    Dil İle İlgili Deyimler ve Anlamları

    Ağız dil vermemek
    Konuşmamak, susmak.

    *Ağzı dili (ağzı) kurumak
    1) susuz kalmak; 2) konuşamaz duruma gelmek: “Ağzım dilim kurudu, kız yalvara yalvara” -Halk türküsü.

    *Ağzı dili bağlanmak
    Herhangi bir sebeple konuşamaz olmak.

    *Dilinin ucuyla
    İçten, yürekten olmayarak, laf olsun diye.

    *Dilinin ucuna gelmek
    Söyleyecek duruma gelmek: “İsmi dilimin ucuna gelir gelmez kalbimden hafif bir cereyanın kopup damarlarıma aktığını duyuyorum.” -E. İ. Benice.

    *Dilinin altında bir şey olmak
    Bir kimsenin sözlerinden, açıkça söylemediği bir şeyler anlaşılmak: “Günlerdir doktorun dilinin altında bir şeyler olduğunun farkındaydı.” -Y. Kemal.

    *Dillere destan olmak
    Herkes tarafından konuşulur olmak: “Dillere destan İstanbul nezaketini o evde gördüm, ağzım açık kaldı.” -A. Kutlu.

    *Dili sürçmek
    1) konuşma sırasında kelimeleri yanlış söylemek: “Bir dil sürçmesi sonucu, bu tartışmayı yarım saat kadar yürütmüşüm.” -S. İleri. 2) istenmeyen bir konudan söz etmek.

    *Küçük dilini yutmak
    Şaşırmak, donakalmak: “Kadıncağız beni bu hâlde görünce az kalsın küçük dilini yutacaktı.” -Y. K. Karaosmanoğlu.

    *Dili uzamak
    Haddini bilmeden konuşmak.

    *Dili varmak
    Bir sözü söylemeye gönlü razı olmak: “Süleyman Kâhyaya söylemeye kimsenin dili varmıyor, gücü yetmiyordu.” -Y. Kemal.

    *Dili yanmak
    1) üzüntü ve eziyet çekmek, zarara uğramak: “Otobüs yolculuğundan bir hayli dilim yandı.” -B. R. Eyuboğlu. 2) bıkmak, nefret etmek: “Şair neslinin şarkıdan o kadar dili yandı ki şarkı kelimesini nerede görse silip üstüne türkü diyecek.” -B. R. Eyuboğlu.

    *Dilinde tüy bitmek
    Tekrar tekrar söylemekten usanmak, bıkmak: “Hep de aynı tipler. Laftan da anlamıyorlar. Dilimde tüy bitti.” -E. Şafak.

    *Dilinden anlamak
    1) bir canlının çıkardığı seslerden veya onun davranışlarından ne anlatmak istediğini anlamak; 2) mec. söz konusu olan şeyin özelliğini bilmek: “Bunda yenilmiş, içilmiş bir şey yok ya! Sen onun dilini de anlarsın.” -M. Ş. Esendal.

    *Dilinden kurtulamamak
    Sürekli olarak bir kimsenin sitem, eleştiri ve sataşmalarına uğramak.

    *Diline sağlam olmak
    1) saklanacak konuları açığa vurmamak; 2) kötü söz söylemekten kaçınmak.

    *Diline sağlık
    Ağzına sağlık.

    *Dili açılmak
    Herhangi bir sebeple konuşmayan kimse konuşmaya başlamak.

    *Dili ağırlaşmak
    Hastalık sebebiyle güçlükle söz söyleyebilmek, güçlükle konuşmak: “Hastaya bazı şeyler soruyor. Fakat anlaşılır cevaplar alamıyordu. Birkaç saatin içinde kaynımın dili ağırlaştı.” -H. R. Gürpınar.

    *Ellenmiş dillenmiş
    İffetsizliği yayılmış (kadın).

    *Dili alışmak
    Çok kullandığı bir söze alışmak: “Bizim moruk ertesi güne devrisi der de ondan dilim alışmış.” -S. F. Abasıyanık.

    *Dili (başka bir dile) çalmak
    Bir kimsenin konuşması başka bir dile benzemek.

    *Dili bir karış dışarı çıkmak (sarkmak)
    Koşmaktan, yürümekten ve yorulmaktan çok susamak: “Koştu koştu da dili bir karış sarktı.” -S. F. Abasıyanık.

    *Dili bir karış (olmak)
    Fazla konuşan, her söze karşılık veren.

    *Dili boğazına akmak
    Konuşamaz olmak, sesi soluğu çıkmamak: “Kılıcı görünce dili boğazına aktı hayranlığından.” -Y. Kemal.

    *Dili çözülmek
    Konuşamayan veya susan kişi konuşmaya başlamak: “Aslında ben çok az konuşan biriyim. Dilimin böyle birdenbire çözülmesi çok garip.” -İ. Aral.

    *Sili damağına yapışmak (dili damağı kurumak)
    Susuzluktan ağzı kurumak, çok susamak: “Kupkuru dili damağına yapışıyor, boğazından midesine doğru…” -E. E. Talu.

    *Dili (dilinin) döndüğü kadar
    Söyleyebildiği kadar, anlatma gücünün elverdiği ölçüde: “Mademki çocuk terbiyesi hakkında konuşmak istiyorsunuz, dilimin döndüğü kadar söyleyeyim.” -S. Ayverdi.

    *Dili dolaşmak
    Korku, heyecan, hastalık, utangaçlık, sarhoşluk gibi sebeplerle şaşırarak söyleyeceğini karıştırmak: “Vehbi Dedenin kendini dinlediğinin farkına varır varmaz dili dolaştı.” -H. E. Adıvar.
    Deyim

    *Dili dönmemek
    1) bir sözü doğru, düzgün söylemeyi becerememek: “Üstelik ben dilim dönmezken armağan ettiğim çiçeklerle konuşmuyor muyum?” -R. Mağden. 2) amacını iyi anlatamamak.

    *Dili durmamak
    1) sürekli konuşmak; 2) söylenemeyecek şeyleri de söylemek.

    *Dili ensesinden çekilsin!
    Bıktıracak kadar çok konuşan veya kötü sözler söyleyenler için kullanılan bir ilenme sözü.

    *Dili kılıçtan keskin
    Kırıcı ve ağır konuşan.

    *Dilini tutamamak
    Sonunu düşünmeden gelişigüzel konuşmak.

    *Dili pabuç kadar
    Saygısızca ve gönül kırıcı bir biçimde konuşan.

    *Ağzı dili tutulmak
    1) konuşamamak; 2) beklenmedik bir durum karşısında heyecanlanmak, hayranlık duymak: “Kızları gördün, ağzın dilin tutuldu gayri.” -N. Cumalı.

    *Ağzı var dili yok
    1) “pek sessiz, kendi hâlinde” anlamında kullanılan bir söz: “Benim gibi ağzı var dili yok bir kadınla ne zevkleniyorsunuz?” -B. Felek. 2) “konuşamayan, derdini anlatamayan” anlamında kullanılan bir söz: “Hey zavallı balık, diyor, ağzın var dilin yok.” -S. F. Abasıyanık.

    *(birinde) dil bir karış
    Saygısızca karşılık verenler için kullanılan bir söz.

    *(birine) dil çıkarmak
    Alay etmek, eğlenmek.

    *(birinin) ağzını dilini bağlamak
    Birini konuşamaz duruma getirmek: “O şıllık basmış büyüyü, adamcağızın ağzını dilini bağlamıştı.” -R. N. Güntekin.

    *(birinin) diline düşmek
    Yermek veya alay etmek amacıyla birinin kötü veya yanlış davranışını sürekli söylemek: “Mahallede acubelerin diline düşmekten korkuyorum.” -P. Safa.

    *Dil ağız vermemek
    Ağız dil vermemek: “Çocuk, hâlâ dil ağız vermeden yatıyordu.” -R. N. Güntekin.

    *Dil (diller) dökmek
    Kandırmak, inandırmak veya yararlanmak için tatlı sözler söylemek: “Ninniyi mutlaka söylemesi için ona bir sürü dil döktü.” -O. C. Kaygılı.

    *Dil otu yemek
    Çok konuşmak: “Mütemadiyen gülüp söylüyordum. Hacı Kalfanın ellerini dizlerine vurarak: -Dil otu mu yedin be kızım? diye bir gülmesi var ki…” -R. N. Güntekin.

    *Dil tutmak
    esk. sorguya çekmek için düşman askeri yakalamak.

    *Dil uzatmak
    Bir kimse veya bir şey için kötü söylemek: “Başka ulusların kabahatleri ne olursa olsun, dost ve düşman bize nasıl dil uzatırlarsa uzatsın…” -T. Halman.

    *Dilden düşmez olmak
    Herkes tarafından sürekli tekrar edilir olmak: “Kapsamı iyice belirtilmeyen, gerektiği gibi tanımlanmayan sanat sözü, dillerden düşmez oldu.” -S. Hilav.

    *Dilden düşürmemek
    Sürekli tekrar etmek.

    *Dile (dillere) düşmek
    Hakkında dedikodu yapılmak: “Yâr adını desem olmaz / Düşer dillere dillere” -Erzurumlu Emrah.

    *Dile dolamak
    Bir şeyi veya konuyu sık sık tekrar etmek.

    *Dile gelmek
    1) dile düşmek; 2) konuşma kudreti, yeteneği, olmayan varlık konuşmak, dillenmek, lisana gelmek: “Günlerce elin, dile gelmeyen çocuğunu bağrına basan fabrika sahibine acındı.” -L. Tekin.

    *Dile getirmek
    1) konuşturmak: “Yıllar yılı, bu amaçları devlet adamlarımız, basınımız, sanat âlemimiz dile getirip durmuştur.” -T. Halman. 2) belirtmek, anlatmak, açıklamak, ifade etmek: “Kendi kendime, adlı şiirinde bunu şöyle dile getirir.” -S. Birsel.

    *Dile vermek
    Gizli tutulması gereken bir şeyi açığa vurmak, duyurmak, yaymak.









+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
dil ile ilgili deyimler ,  dilini tutamamak
5 üzerinden 3.50 | Toplam : 2 kişi